En Önemli Kişisel Hazinemiz: Mikrobiyata




Mikrobiyota kavramı aslında son 10 yılda hayatımıza girmiş gibi görünse de, aslında varoluş sürecimizden beri insan bedeninde trilyonlarca mikroorganizma ile birlikte yaşam formunu sürdürmektedir.  Tarihte ise ilk defa 17. yüzyılda Antonie Van Leeuwenhoek tarafından “insan ilişkili mikroorganizma” tespiti  gözleme dayalı bulgular ile literatüre sunuldu. Bu bilgileri, 19. yüzyılın ortalarında Theodor Escherich’in  sağlıklı çocukların ve ishal olan çocukların bağırsaklarındaki farkın incelenmesi ile tespit ettiği bir bakteri keşfi takip etti. Bu bakteri günümüzde hem model organizma olarak moleküler çalışmalarda sıklıkla kullandığımız hem de mikrobiyotanın  içeriği konusunda önemli ipuçları yakalayabildiğimiz Escherichia Coli olarak adlandırılır. 20. yüzyılda ise; farklı alanlardaki bilimsel çalışmaların hız kazanması ile daha derin bilgi birikimi oluşturulması mümkün hale geldi. En büyük katkı ise, mikroorganizmaların sınıflandırılması, farklı etki mekanizmalarının tespit edilmesi ve vücudumuzdaki farklı biyokimyasal süreçler ile ilişkilendirilmesinden sonra ortaya çıkmaya başladı.

2007 yılında başlatılan “İnsan Mikrobiyom Projesi” ise bu alandaki bilgi birikimine yüksek katkı sağlayarak günümüz kişisel tıp uygulamalarının “Önleyici” ve “Tahmin edici” özelliklerine vurgu yapmıştır. Sahip olduğumuz mikrobiyomun sadece “sindirim sistemi-bağırsak florası” ile kısıtlı olmaması; vücudumuzdaki farklı sistemlerinde mikrobiyal floraya sahip olduğunun belirlenmesi ve bu sistemler arasında sürekli bir iletişim döngüsü olduğunun keşfedilmesi ile kişisel hazinemizin gerçek sınırlarının görünenin çok ötesinde olduğu işaret edilmiştir. Bu kişisel hazinemiz; özellikle bağışıklık sistemi ve inflamasyon temelli hastalıklarda çok kritik görevler üstlenmekle birlikte hastalıkların ilerleme süreçleri ve tedavi yanıtlarının düzenlenmesinde birincil rol oynamaktadır. Eliminasyon temelli beslenme modülleri ile mikrobiyom içeriğinin kontrol edilmesi, günlük takviyelerin kişiselleştirilmesi ile sadece seçili mikroorganizmaların mikrobiyom içerisinde zenginleştirilmesi gibi adımlar kişisel tıp uygulamalarında mikrobiyomun ne kadar yüksek bir potansiyeli olabileceğinin göstergesidir.

Kişisel hazinemiz mikrobiyomdan elde edilen verilerin, kişisel tıp uygulamalarında  “Önleyici” ve “Tahmin edici” adımlarındaki kritik rolü ise yapay zeka uygulamaları ile daha da öne çıkmaktadır. Sağlık verilerinin entegrasyonu ve yönetiminde Makine Öğrenmesi algoritmalarının katkısı ile milyonlarca veri noktası aynı anda analiz edilerek kişiye özel sağlık haritaları oluşturulabilmektedir. Bu sayede; benimsenen günlük rutinler, beslenme alışkanlıkları ve kişisel gıda takviyeleri sonucunda sahip olunan mikrobiyom içeriğinin ideale yakınlığının yeniden değerlendirilmesi mümkün hale gelebilir. Hatta çıtayı biraz daha yükseltip; günlük rutinlerimiz içerisinde kolayca mikrobiyota analizimizi gerçekleştirilebilecek bir uygulama hem kişisel hazinemizi en doğru şekilde koruyabileceğimiz stratejileri bize önerebilir hem de kişiselleştirilmiş bir beslenme ve yaşam planı içerikleri ile bütünsel sağlığımıza yüksek katkı sağlayabilir.

 

Referans:

Theodor Escherich, E.coli’nin keşfi: “The History of the Intestinal Microbiota and the Gut-Brain Axis”, doi: https://doi.org/10.3390/pathogens11121540

Human Microbiome Project: https://commonfund.nih.gov/hmp 

Dr. Öğr. Üyesi Aslı Kutlu