Sanat, insanlık tarihi boyunca insan ruhunun en güçlü ifade biçimlerinden biri olmuştur. İnsanoğlu, var olduğu günden beri duygularını, düşüncelerini, korkularını, umutlarını ve hayallerini anlatma ihtiyacı duymuştur. Mağara duvarlarına çizilen ilk resimlerden günümüz çağdaş sanat eserlerine uzanan bu yolculuk, sanatın insan yaşamındaki vazgeçilmez yerini açıkça göstermektedir.
Yoğun çalışma temposu, ekonomik kaygılar nedeniyle çoğu zaman yorulur, zihinsel ve duygusal olarak yıpranırız. Böyle dönemlerde sanat, ruhumuza iyi gelen güçlü bir sığınak haline gelir. Bir müzik dinlemek, içimizdeki karmaşayı yatıştırır. Bir tabloyu seyretmek, bizi farklı düşüncelere götürüp zihnimizi dinlendirir. Bir şiir okumak, kendimizi yeniden bulmamıza yardımcı olabilir.
Sanatla ilgilenen insan, zamanla daha sabırlı, daha dikkatli ve daha üretken hale gelir. Çünkü sanat, insana bakmayı, görmeyi, hissetmeyi ve düşünmeyi öğretir. Sanatın olmadığı bir yaşam, renksiz ve eksik kalır. İnsan yalnızca çalışmak, tüketmek ve rutin görevlerini yerine getirmek için yaşamaz.
Bir şehrin sokaklarındaki heykeller, meydanlarındaki konserler o toplumun ruhunu gösterir.
Sanatın geliştiği toplumlarda insanlar daha yaratıcı, daha özgür düşünen ve daha duyarlı bireyler hâline gelir. Sanat sayesinde insan yalnızca dış dünyayı değil, kendi iç dünyasını da keşfeder. Sanat, lüks ya da boş zaman uğraşı değil; insanın ruhsal dengesi ve mutluluğu için temel bir ihtiyaçtır. Sanatın olduğu yerde umut, incelik ve güzellik vardır. Güzelliğin olduğu yerde de sevgi vardır. Sanatsız kalmayalım. Ekslibrissiz de.
Ekslibris
Ekslibris, kitap sahibini tanıtan, onu yücelten bir sanat dalıdır. Kitapseverlerin kitapların iç kapağına yapıştırdığı, üzerinde adlarının ve değişik konularda resimlerin yer aldığı küçük boyutlu baskıresimlerdir. Kitabın tapusu da denebilir. Kitabı ödünç alan kişiye geri getirmesi konusunda uyaran bir göstergedir. Sözcük olarak …’nın kitaplığından anlamına gelir.
Ekslibris, önemli bir iletişim aracıdır. Bir ihtiyaç grafiği olarak doğmasına karşın, estetik kaygılarla yapılan ve öyle de olması gereken özgün çalışmalardır. Ekslibris, sanatı, tasarımı insanın elleri arasına, kitapların içine kadar getirir, büyüleyici sıcaklığını hissettirir.
Ekslibrisler, yaşayan kişiler ya da bir kurum için siparişle yapılır ve onların özelliklerini yansıtır. Yaratım sürecine bakıldığında resim sanatının tüm olanaklarının kullanıldığı görülür. İşlevsel yanına bakıldığında ise bir grafik tasarım ürünüdür.
Kısa Tarihçe
Ekslibrisin ilk ve en eski örneğinin M.Ö.1400’de bir fayans üzerine yapıldığı ve Mısır kralı III. Amenhophis’in papirüs rulolarının olduğu sandıklara takıldığı bilinmektedir. 1450 yıllarında ise “Igler” (kirpici) takma adıyla bilinen Alman papaz Johannes Knabenberg için kağıt üzerine ilk ekslibris yapılmıştır.
Gerçek anlamda ekslibrisler ise matbaanın icadı ile birlikte yapılmaya başlanmıştır.
Ekslibris, sonraları sadece kitaplara yapıştırmak için değil, biriktirme ve değiştirme objeleri olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Kitaba özgü bir işaret olmaktan çıkıp, özgün bir grafik çalışma olarak bağımsızlaşmıştır. 19. yüzyıldan itibaren dernekler, değişim için bültenler, kitaplar, adres listeleri yayımlayıp, yarışmalar düzenlemeye başlamışlardır.
Ekslibris Çoğaltma Teknikleri
Ekslibrisin uzun kenarının 13 cm.’den büyük olmaması, baskıresimde olduğu gibi çoğaltılması ve numaralandırılması gerekir. Çoğaltmak için gravür/C3, ağaç baskı/X2, linolyum baskı/X3, litografi/L, serigrafi/S, ofset/P7, fotograf/P8, bilgisayar destekli tasarım/CGD yapay zeka destekli tasarım/AIGD gibi teknikler kullanılmaktadır. Son zamanlarda mühür/kaşe şeklinde ekslibris de tasarlanmaktadır.
Türkiye’de Ekslibris
Türkiye ekslibrisi batıdan alınmış kitaplarla tanınmıştır. Avrupa ülkelerinde yaygın olarak kullanılan ekslibrislerin yer aldığı kitaplar, ikinci el satışlarla ülkemize gelmiş, kitap sahipleri öldüğünde ise yakınları tarafından kütüphanelere bağışlanmış veya sahaflara satılmıştır.
Osmanlılar döneminden kalma el yazması ve basılmış kitaplarda görülen mühürler ise, birer mülkiyet işareti olarak kabul edilse de ekslibris türüne girmezler. Fakat özgün kaligrafik yapılarıyla ait oldukları kişilerin arması veya logosu olarak bu işlevi yerine getirmişlerdir.
2000’li yıllardan bu yana, güzel sanatlar eğitimi veren kurumlarda ekslibris yapan gençler yetişmeye başlamıştır. Ortaöğretimde öğretmenler öğrencilerine ekslibris de yaptırmaktadır.
Ekslibris, İstinye Üniversitesi de dahil 7 üniversitede ders olarak okutulmaktadır. Bugüne kadar ekslibris konusunda 29 Lisansüstü tez yapılmıştır. Artık sanatçılarımız ve tasarımcılarımız kişisel ekslibris sergileri açmanın yanında uluslararası yarışmalara katılmakta, ödüller almaktadırlar.
1997’de Ankara’da kurulan Ekslibris Derneği, etkinliklerine İstanbul’da devam etmektedir. Dünyadaki 10 müzeden biri olarak 2019 yılında Altunizade’de Selçuk Ecza Holding bünyesinde kurulan İstanbul Ekslibris Müzesi, sanatseverlerin ilgisini beklemektedir. İstanbul Ekslibris Derneği, 15 büyük kentimizde, 8 farklı ülkede ekslibris sergileri açmış, 6 uluslararası ekslibris yarışması düzenlemiş, 2010 ve 2025’te iki Uluslararası Ekslibris Kongresi organize etmiştir.