Hurafelere Değil, Akıllı Polimerlere İnanın




Hurafe, Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük tarafından “İslamiyet’ten önceki dinlerden kalan veya dinde olmadığı hâlde sonradan oluşturulmuş, gerçekle ilgisi bulunmayan batıl inanç, efsane, hikâye, rivayet” şeklinde tanımlanır. Diğer bir deyişle akla, bilime ve kanıta dayanmayan, asılsız inanış veya uydurma söylem anlamına gelir. Çoğu zaman kulaktan dolma bilgilerle yayılır ve gerçekmiş gibi kabul edilir. Sihir ise TDK Güncel Türkçe Sözlük tarafından “büyü” olarak tanımlanmış olup, insanların doğaüstü güçler ile doğayı etkileyebildiğine inanılan uygulama ve inançlar bütünüdür. Hurafe ve sihir, her ikisi de bilimsel olarak kanıtlanmış değildir ve çoğu zaman aldatma, psikolojik etki veya batıl inanç temellidir.

İnsanlar binlerce yıl boyunca doğada yaşanan olayları, hastalıkları ve doğal afetleri tanrıların öfkesi veya kötü ruhların etkisi gibi gördüler. Bu olaylara çare bulmak için büyü uygulamalarına yöneldiler. Bilgisizlik ve bilimin eksikliği, bu inanışların zamanla sık sık anlatılarak efsaneleşmesine neden oldu. Örneğin, felsefe taşı aracılığıyla değersiz metalleri altına dönüştürmeye çalıştılar ya da ölümsüzlük iksirini aradılar. Kolera ve veba gibi hastalıkların günahlardan kaynaklandığına, epilepsi hastalığının ise kişinin içine şeytan girmesi sonucu ortaya çıktığına inandılar. İngilizcede “felaket” anlamına gelen “disaster” kelimesinin etimolojik analizine bakıldığında, kelimenin Latince kökenli olduğu ve dis- (kötü, olumsuz) ile aster (yıldız) sözcüklerinden türetildiği görülür. Bu bağlamda disaster, “kötü yıldızların etkisiyle meydana gelen felaket” anlamını taşır. Antik çağlarda insanlar; hastalıklar, savaşlar ve depremler gibi büyük felaketlerin yıldızların ve gezegenlerin konumlarından kaynaklandığına inandılar ve bir yıldız kaymasının ardından mutlaka büyük bir felaket yaşanacağı düşüncesi yaygın bir inanış hâlini aldı.

Bilim ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde zamanla hastalıkların günahlar ya da kötü ruhlar gibi doğaüstü nedenlerden değil; virüsler, bakteriler, çeşitli çevresel etkenler ve genetik faktörlerden kaynaklandığı anlaşıldı. Hastalıkların kökenlerinin bilimsel olarak aydınlatılmasıyla birlikte, bu hastalıklara yönelik tedavi yaklaşımları da daha doğru ve etkili bir şekilde geliştirilmeye başlandı. Günümüzde birçok hastalık için geliştirilen tedavi yaklaşımları, kişiselleştirilmiş tedavi anlayışı doğrultusunda; akıllı ilaçlar, hedefe yönelik moleküller ve akıllı tedavi sistemleri şeklinde tasarlanıyor. Sosyal medyada, televizyonda ve günlük sohbetlerde sıkça “akıllı malzeme”, “akıllı ilaç” ve “akıllı polimer” gibi kavramlarla karşılaşıyoruz. Bu kavramları açıklayabilmek için öncelikle bazı sorulara yanıt bulmamız gerekiyor.

Bu malzemeleri gerçekten akıllı yapan nedir? Polimer nedir? Akıllı polimerler sağlık uygulamalarında nasıl yer alabilir?

Akıllı malzemeler genel olarak çevresel değişiklikleri (sıcaklık, pH, ışık, elektrik, manyetik alan gibi) algılayarak bu uyarılara kontrollü ve amaca yönelik bir şekilde yanıt verebilen malzemeler olarak tanımlanabilir. Polimerler ise, çok sayıda küçük molekülün (monomer) kimyasal bağlarla art arda bağlanmasıyla oluşan, yüksek molekül ağırlıklı büyük moleküllerdir. Polimerler doğal veya sentetik olabilir. Doğal polimerlere proteinler, DNA, RNA ve nişasta örnek verilebilirken; polyester ve poliüretan gibi malzemeler sentetik polimerler arasında yer alır. Halk arasında genellikle plastik olarak bilinse de polimerler aslında son derece geniş ve uçsuz bucaksız bir uygulama alanına sahip kimyasal yapılardır. Bu nedenle biyomedikal uygulamalarda, özellikle nanoteknoloji temelli kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımlarında sıklıkla karşımıza çıkarlar. Polimerlerin bu alanlardaki kullanımı, gelecekte çok daha fazla artacaktır. Akıllı polimerler, sıcaklık, pH, ışık, elektrik, manyetik alan gibi dış uyarılara yanıt vererek şekil, renk, fiziksel özellik veya işlev değiştirebilen malzemelerdir. Bu polimerler, hassas bir mühendislik yaklaşımıyla tasarlanır. Kendileri biyoaktif etki gösterebildikleri gibi, yapılarında ilaç moleküllerini taşıyabilen sistemler olarak da kullanılabilirler.

Akıllı polimerler, vücuttaki farklı biyolojik ortamlarda farklı davranışlar sergileyebilir. Örneğin, ilaç bağlanmış sıcaklığa duyarlı bir akıllı polimer, ilaç molekülünü vücut içerisinde dolaştırırken sağlıklı dokulara zarar vermez; ancak yaralanma veya enfeksiyon bölgesi gibi lokal sıcaklığın arttığı alanlara ulaştığında, içerisindeki ilacı kontrollü bir şekilde salabilir.

Benzer şekilde, kemoterapi ilaçları bilindiği üzere yalnızca kanserli hücreleri değil, sağlıklı hücreleri de etkileyerek ciddi yan etkilere neden olur. Kanser tedavisindeki en büyük zorluklardan biri budur. Ancak pH’a duyarlı bir akıllı polimer sistemi ile taşınan kemoterapi ajanı, sağlıklı dokularda ilacını salmazken; tümörlü bölgelerde pH’ın daha düşük olması nedeniyle pH değişimine yanıt vererek ilacı hedef bölgede serbest bırakabilir. Bu sayede sağlıklı dokular korunur, yan etkiler azaltılır ve tedavinin etkinliği önemli ölçüde artırılır. Akıllı polimerler, modern biyomedikal tedavilerin en umut verici yapı taşlarından biridir.

Uğur getirdiğine inanılan bir muska, insanın belirsizlik karşısında duyduğu güven ve anlam arayışının sembolüdür; bu yönüyle son derece anlaşılırdır. Ancak tarih boyunca belirsizlikler, inançtan çok insan emeği, bilgi birikimi, bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle aşılmıştır. Hastalığın tam merkezini hedef alarak ilacı taşıyan akıllı bir polimer sistemi, gerçek “mucizenin” bilimin ürünü olduğunun somut bir göstergesidir. Zamanla, eski insanların büyü, doğaüstü güçler ya da mucizeler olarak yorumladığı pek çok olgunun aslında bilimsel açıklamalara sahip olduğu anlaşılmıştır. Arthur C. Clarke’ın söylediği gibi: “Yeterince gelişmiş bir teknoloji, sihirden ayırt edilemez.”

Bu bağlamda akıllı polimerler, birer büyü ya da sihir değil; bilimin ve teknolojinin ulaştığı seviyenin etkileyici ve somut ürünleridir. Bilimin rehberliğinde ilerlediğimiz sürece, geleceğimiz, şans ve batıl inançlarla değil, mühendislik ve bilimin somut, elle tutulur gücüyle inşa edilecektir. Hurafelere değil, akıllı polimerlere inanın.

Doç. Dr. Pınar Çakır Hatır